Press "Enter" to skip to content

EĞİTİM  
Sinem Canpolat

17.04.2021

Öğretmenler Artık “Tehlikeli” Değil mi?

Sinem Canpolat

Öğretmenin en tehlikeli emek gücü olduğu söylenir. Peki hangi öğretmendir tehlikeli olan? Bu sorunun cevabı elbette teknisyen rolündeki öğretmen değildir. Tehlikeli olan dönüştürücü, özgürleştirici olan entelektüel öğretmendir.

Düşünen, sorgulayan, eleştiren özgür bireyler yetiştiren de öğretmendir, devlete itaat eden yurttaş, piyasaya işgücü ve topluma uyumlu, neo-liberal toplumsal yatkınlıklara sahip girişimci bireyleri yetiştiren de. Dolayısıyla öğretmen egemenlerin hegemonyasını meşrulaştırma veya yıkma gücüne sahiptir.

Öğretmen sermayenin egemenliğini sarsma gücü nedeniyle tehlikelidir. Tehlikelidir çünkü kapitalist sistemin dayandığı emek gücünü şekillendiren rolündedir. Tehlikelidir çünkü bireysel gücün yanında kolektif, örgütlenme gücüne sahiptir.

Öğretmenlerin sistemleri sarsma gücü tarih boyunca egemenleri kaygılandırmıştır. Egemenler öğretmenlerin dönüştürücü, özgürleştirici gücünü kırmak için her dönem farklı yöntemler denediler. Sokrates’i öldürenler şimdi öğretmenlerin ruhunu öldürüyor. “Öğretmenlik mesleğini modernize etme reformları” yeni öğretmen kimlikleri tanımlarken öğretmenliği etkisizleştiriyor. Dönüştürücü entelektüel öğretmen rolünün yerini teknisyen öğretmen alıyor.

Pandemi süreci ile birlikte öğretmenlik rollerine yeni bir boyut kazandırılıyor. Bir açılıp bir kapanan okullar ve her gün değişen kararlar üzerinde öğretmenler söz hakkına sahip değiller. Verilen programı uygulamakla görevli teknisyenler olarak çalışan bir personel konumundalar.

Ne-oliberalizmin yaratmak istediği insanın en belirgin özelliği değişen koşullara ayak uyduran krizden etkilenmeyen bir yapıda olmasıdır. Böylece patronlarına daha fazla para kazandırabilir. Değişen öğretmen kimliğinin de bu beklentilerle şekillendiği açıktır. Her gün değişen eğitim uygulamalarına hızla uyum sağlayan, verilen görevi sorunsuz yerine getiren profesyoneller olmaları bekleniyor.

Öğrenciler üzerindeki etkilerini kaybeden öğretmenlerin başarısı uzaktan eğitim sistemine ne derece uyum sağladıkları ile ölçülüyor. Başarı, her gün değişen eğitim uygulamalarına hızlı uyum sağlamakla eş tutuluyor. Çevrimiçi eğitim platformlarını kullanmayı en hızlı öğrenen öğretmen, çevrimiçi derslerde en çok öğrenciye ulaşan öğretmen, teknolojiyi kullanamayan öğretmen, mesajlara en hızlı cevap veren öğretmen, en uzun süre çevrimiçi kalabilen öğretmen…

Eba uygulamasında yapılan işlemler için öğretmenlere puan veriliyor: “+1 puan kazandınız.” Dakika veya tıklama sayarak puan kazanıp başarılı olabiliyoruz. İnternette “eba puan kazanma ipuçları” gibi videolarla karşılaşmak da şaşırtıcı değil. Bu puanlar ne ifade ediyor. Öğretmenlerin öğrenciler üzerinde dönüştürücü ve özgürleştirici etkisi ile ilgili bir bilgi vermiyor. Öğrenci öğretmen etkileşimin niteliği hakkında bir bilgi vermiyor. Bir öğretmen yerine herhangi biri de bilgisayar başında aynı şifreyi girip tıklama işlemini yapabilir. Hiçbir anlamı olmayan bu uygulama ile teknisyen rolümüz pekiştiriliyor.

Oysa Freire der ki “Az sayıdaki insanın ötekilerin sorgulama sürecine girmesini engellediği her durum bir şiddet durumudur. İnsanları kendi karar almalarına yabancılaştırmak onları nesnelere dönüştürmektir.”

Öğretmenlerin özneleşmesinden korkan neo-liberal sistem onları etkisiz birer nesneye dönüştürüyor. Bunu yaparken salgın süreciyle yaşanan krizi fırsata çevirmekte oldukça başarılı. Elimizden alınan rollerimizle artık hiç tehlikeli değiliz. Kimliksiz bir profesyonel olmayı reddedip, tehlikeli ve rahatsız edici olmaya devam etmeliyiz.

1991 yılında Tunceli’de doğdum. Lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümü’nde tamamladım. Yükseklisans eğitimimi Mardin Artuklu Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölümü’nde tamamladım. Doktora eğitimime Gazi Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölümü’nde devam ediyorum ve Diyarbakır’da özel eğitim öğretmeni olarak çalışıyorum.

Sinem Canpolat

Mail: sinem0cnplt@gmail.com

 607 total views,  1 views today

Copyright © 2020 | Design & Development Serdar Kurtoğlu